Dünyada Bir Garip Veya Yolcu Gibi Ol

Dünyada Bir Garip Veya Yolcu Gibi Olmak

İslam akidesinin temel prensiplerinden biri, müminlerin bu dünyadaki konumlarını doğru bir şekilde idrak etmeleridir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette insanoğlunu bu fani âlemde bir imtihana tabi tutulduğuna ve ahiret yurdunun gerçek ebedi mesken olduğuna dikkat çekmektedir. Bu husus, hadis-i şeriflerde de müminlerin hayatlarını bir yolcu veya garip gibi sürdürmeleri gerektiği şeklinde en veciz ifadelerle dile getirilmiştir. Bu makalede, “dünyada bir garip veya yolcu gibi ol” prensibini, sahih hadisler ve ayet-i kerimeler ışığında, ilmi ve akademik bir bakış açısıyla ele alınacaktır.

Hadis-i Şerifler ve Delilleri

Bu konuya işaret eden en mühim hadis-i şeriflerden biri, Abdullah b. Ömer (radıyallahu anh) radıyallahu anh’den rivayet edilen ve Sahih-i Buhari ile Sahih-i Müslim’de yer alan hadistir:

“Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhuma) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dünyada bir garip veya yolcu gibi ol. Akşam olunca sabaha çıkmayı bekleme, sabah olunca da akşama çıkmayı bekleme. Sağlığında hastalığına, hayatında ölümüne hazırlık yap.”

Bu hadis-i şerif, hem Buhari (Kitabü’r-Rikak, Bab: 1, Hadis No: 6416) hem de Müslim (Kitabü’z-Zühd ve’r-Rikak, Bab: 63, Hadis No: 2953) tarafından rivayet edilmiştir. Hadisin ravilerinden Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhuma), Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) en yakın sahabelerinden biri olup, rivayetlerinin sıhhati konusunda büyük bir itimada sahiptir.

Bir diğer ilgili hadis de Ebu Hureyre (radıyallahu anh) radıyallahu anh’den rivayet edilen ve yine Sahih-i Buhari’de geçen hadistir:

“Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mümin, ne ekilip ne biçilen bir tarlaya benzer, ne de tohum atılıp mahsul alınan bir hurma ağacına. Mümin, hurma ağacı gibidir; kökleri yerde, dalları göktedir. Dertler başından eksik olmaz ama yine de meyve verir.” (Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Edeb, Bab: 115, Hadis No: 6011)

Bu hadis, müminin dünyadaki konumunu bir metafor üzerinden anlatır. Öyle ki, müminin dünya ile olan ilişkisi, kökleri bu dünyaya bağlı olmakla birlikte, nihai hedefinin ve yükselişinin ahiret olduğunu ifade eder.

Hadislerin Şerhi ve Açıklaması

Yukarıda zikredilen hadis-i şerifler, müminlerin bu dünyadaki geçici konumlarını ve ahiret perspektifini ön plana çıkarmaktadır. “Dünyada bir garip veya yolcu gibi ol” ifadesi, insanın bu dünyada kökleşmemesi, geçici olana aşırı bağlanmaması gerektiğini anlatır. Yolcu, gittiği yerde geçici olarak konaklar ve asıl vatanına dönmeyi hedefler. Benzer şekilde, mümin de bu dünyada asıl yurdunun cennet olduğunu bilerek, geçici ikametinde hazırlıklı olmalıdır.

Nevevi’nin (radıyallahu anh) ve Diğerleri’nin Görüşleri: İmâm Nevevi (rahmetullahi aleyh), Sahih-i Müslim şerhinde bu hadisi açıklarken, müminin dünya hayatını bir misafirliğe benzetir. Yolcunun eşyasını toplu tutması, yükünü hafif tutması ve asıl menziline ulaşmak için sürekli hareket halinde olması gibi, müminin de dünyalık mal ve mülke aşırı değer vermemesi, gönlünü onlara kaptırmaması gerektiği vurgulanır. Hadisteki “Akşam olunca sabaha çıkmayı bekleme, sabah olunca da akşama çıkmayı bekleme” ifadesi, insanın ömrünün ne kadar kısa ve belirsiz olduğunu gösterir. Ölümün ne zaman geleceği bilinmediği için, her anı en iyi şekilde değerlendirmek ve daima ahiret hazırlığı yapmak emredilir.

İbn Hacer el-Askalani’nin (rahmetullahi aleyh) Yorumu: İbn Hacer el-Askalani (rahmetullahi aleyh), Fethu’l-Bari adlı şerhinde bu hadisi detaylandırırken, garip kelimesinin de yolcu gibi olduğunu, insanın kendi vatanından uzakta bulunması durumunu ifade ettiğini belirtir. Bu da müminin, gerçek vatanı olan cennetten uzakta bu dünyada bir misafir olduğunu hatırlatır. Sağlık ve sıhhat gibi nimetlerin, insanın hasta ve zayıf düşmeden önceki hazırlık dönemi olduğunu, hayatın da ölümden önceki bu hazırlık devresi olduğunu ifade eder. Bu hazırlık, Allah’a kulluk etmek, O’nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmakla olur.

İkinci hadis olan “Mümin, hurma ağacı gibidir” benzetmesi ise, müminin dünyadaki hem sabrını hem de bereketini ifade eder. Hurma ağacı, nice eziyetlere, fırtınalara, kuraklıklara maruz kalmasına rağmen meyve vermeye devam eder. Mümin de dünyadaki sıkıntılara, imtihanlara rağmen Allah’a olan bağlılığından vazgeçmez, hayırlı işler yapmaya devam eder. Köklerinin yerde olması, dünyaya olan bağını, dallarının gökte olması ise gayretinin, duasının ve duasının Allah katına yükselişini simgeler.

Hadislerden Çıkarılacak Dersler

Bu hadis-i şeriflerden müminler için çıkarılacak pek çok önemli ders bulunmaktadır:

  • Dünyanın Geçiciliği Bilinci: Bu dünyada kalıcı olmadığımızı, asıl yurdumuzun ahiret olduğunu sürekli hatırlamak.
  • Ahiret Hazırlığı: Her anımızı Allah’a kullukla, O’nun rızasını kazanacak amellerle değerlendirmek. Sağlık ve gençlik gibi fırsatları kaçırmadan manevi birikim yapmak.
  • Dünyalıkların Fani Olduğu: Mal, mülk, makam gibi dünyevi zenginliklerin geçici olduğunu bilerek, onlara aşırı bağlanmaktan kaçınmak. Gönlü dünyalıklarla meşgul etmek yerine Allah ile meşgul etmek.
  • Sabır ve Metanet: Dünyadaki sıkıntılara, imtihanlara karşı sabırlı ve metanetli olmak. Tıpkı hurma ağacının zorluklara rağmen meyve vermesi gibi, müminin de salih ameller işlemeye devam etmesi.
  • Amacın Ahiret Olması: Tüm gayretimizi, çabamızı ve umudumuzu ahiret yurduna yönelik olarak yönlendirmek.

Kur’an-ı Kerim’de de bu anlayışa işaret eden pek çok ayet bulunmaktadır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Mallarınız ve evladlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Bizden birinize ölüm gelip çatmadan ve ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka versem ve salihlerden olsam!’ demeden önce, size verdiğimiz rızıklardan harcayın. Allah, eceli geldiği zaman hiç kimseye mühlet vermez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Münafikun Suresi, 63:9-11)

Bu ayetler, dünya hayatının bir imtihan alanı olduğunu ve asıl önemli olanın Allah’ın rızasını kazanmak, ahiret için hazırlık yapmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hadis-i şerifler ise bu ilahi mesajı daha somut ve anlaşılır bir şekilde müminlerin hayatlarına tatbik edilecek prensipler halinde sunmaktadır.